Bu bayram gittiğimiz Karadeniz gezimizin son durağı Ordu'ydu. Bölgenin en uzun kıyı şeridine sahip olan Ordu; bulunduğu yer, doğal güzellikleri, yeşilin ve mavinin mükemmel uyumu ve lezzetli fındığıyla meşhur Karadeniz'in en şanslı illerinden biri bence. 🌰

Eve dönüş yolunda olduğumuz için Ordu'yu gezmek için pek vaktimiz yoktu maalesef. O yüzden kıyı şeridinden yavaş yavaş ilerleyip Ordu'nun belki de en popüler mekanlarından biri olan, bizim de gönlümüzde yer edinen ve unutamadığımız Boztepe'ye uğramadan gitmeyelim dedik. 😊

Hem boşuna mı demişler: "Boztepe'ye çıkmalı, şu Ordu'ya bakmalı." diye. 🤔

Boztepe'ye gitmek için iki seçenek vardı önümüzde. Biri sahil kenarına kurulan teleferik istasyonu diğeri de arabamız. Biz tabiki Ordu'nun güzel manzarasını havadan izlemek için teleferik istasyonunu seçtik. 🚡


Uzun bir sıra vardı önümüzde. Her geçen dakika kalabalık daha da artmaya başladı tabi. 45 dakikalık bir bekleyişin ardından nihayet sıramız geldi. O küçücük teleferik kabiniyle 8 dakikalık unutulmaz bir yolculuğa çıktık.



Teleferik sahilin yanı başında olunca denizin üstünden havalanıyormuş gibi geliyor size. Kabinler çok kalabalık oluyormuş normalde. 8 kişiden az yolcuyla kalkmıyormuş. O gün sanırım şans bizden yanaydı çünkü bizim bindiğimiz kabin 4 kişiyle havalandı. 🚠 Sonra da Ordu'nun o güzel manzarasının tadını çıkarmaya başladık beraber.



Havanın açık, hafif esintili ve nemsiz olması da güzel bir tesadüf oldu bizim için. ☀️ Sisli ve kapalı havalarda pek tadı çıkmıyormuş çünkü. 8 dakikalık bol fotoğraflı ve enfes manzaralı yolculuğun ardından nihayet Boztepe'ye ulaştık.


Piknik yapmayı sevenler için ayrılmış özel alanlar, şehri doyasıya izlemek isteyenler için yapılan seyir terası, hediyelik eşya dükkanları, manzaraya karşı bir şeyler içmek isteyenler için çay bahçeleri ve güzel yiyeceklerle dolu restoranlarıyla Boztepeyi dağın tepesinde ormanlık bir alana kurulmuş bir tesis gibi düşünebilirsiniz. 🌳🌿


Boztepe'de macera tutkunları için yamaç paraşütü yapma imkanı da var. Eşimin bu tür şeylere hevesi olsa da ben hamile olduğum için maalesef yamaç paraşütü seçeneğini aklımızdan çıkardık.

Gidişimiz bayrama denk geldi diye mi bu kadar kalabalıktı bilmiyorum. Oturacak bir yer bulamadığımız için tepeyi boydan boya gezip seyir terasında fotoğraf çektirdikten sonra bir de hediyelik eşya dükkanlarına uğrayalım dedik. Güzel bir Ordu magneti ve birkaç kilo fındık alıp teleferik sırasının yolunu tuttuk. 👣


Şehir manzaralarını görebildiğim yerleri çok severim ben. Boztepe de bu güzel manzaraya sahip mekanlardan biriydi. Eğer yolunuz bir gün Ordu'ya düşerse ve bizim gibi şehri görmek için az vaktiniz varsa bence hiç vakit kaybetmeyin ve teleferikle Boztepe'ye çıkıp Ordu manzarasını doyasıya izleyin. 👀 Biz yapamasak da manzaraya karşı çayınızı ya da kahvenizi yudumlamayı da sakın ihmal etmeyin. 😉☕️

Not:
Teleferik fiyatı gidiş dönüş 10 tl
0-6 yaş ücretsiz

Sevgiler 🙋🏻
@mrsgoksin

Bu bayram Karadeniz gezimizi sınıra kadar uzatıp bir de Gürcistan'ın en popüler şehri olan Batum'u gezip görelim dedik.

Önceki yıllarda arabamızla gittiğimiz ama gezmeye fırsat bulamadığımız Batum'u bu sefer sırt çantalarımızla yürüyerek keşfetmek istedik.

Her zaman söylerim bir şehri tanımak istiyorsan oradaki yaşama dahil olman, sokaklarında kaybolup yeniden yolunu bulman lazım.


Batum tarihiyle, kültürel geçmişiyle, sıcakkanlı insanlarıyla ve farklı yemek kültürüyle gerçekten keşfedilesi bir şehir.

Manolya ağaçlarıyla çevrili parkları, ilginç heykellerle dolu meydanları, tertemiz sahili ve etkileyici bir mimariye sahip yeni binalarıyla sizi kendine hayran bırakıp, Sovyet Rusya döneminden kalma bakımsız, sıvaları dökülmüş binalarıyla da sizi kasvetli, gri ve nemli sokaklarındaki geçmişine götürüyor.

Sınır kapısındaki uzun bekleyişler sizi biraz yorsa da kapıdan geçtikten sonra derin bir nefes alıp kendinizi Batum'un güzel sokaklarına atıveriyorsunuz.

Batum'da Gezilecek Yerler

Madea Heykeli:



Avrupa Meydanı'nın ortasında bulunan bu heykel şehrin merkezine adım atar atmaz karşınıza çıkıyor. Siz de şehri bizim gibi yürüyerek geziyorsanız  bu meydan sizin için kolay bir işaret olacaktır.

Alfabe Kulesi:


Dünyada hâlâ kabul gören 2000 yıllık Gürcü alfabesine ithafen yapılan bu kule, Batum sahilinde bulunan meydanda, Raddisson Hotel'in hemen yan tarafında bulunuyor. Kulenin üzerine yazılan 33 tane Gürcü harfi de binaya eşsiz bir görünüm sunuyor.

Piazza Meydanı:






Şehrin merkezinde bulunan bu meydan mimari özellikleri ve ilginç eserleriyle görülmeye değer yerlerden biri. Meydanın orta kısmında yere döşenmiş mozaikler de hemen dikkatinizi çekecek türden.

Teleferik:





Şehri tepeden izlemek isteyenler için gerçekten harika bir aktivite. Hava şartları nasıl olursa olsun ayaklarınız yerden kesilirken koca bir şehri kuş bakışı izlemek gerçekten muhteşem bir duygu.

Biz bayağı yağışlı bir dönemine denk geldik Batum'un. Ama yağmuru seven bir aile olarak gezimizin tadını doyasıya çıkardık diyebilirim.

Teleferikle en üst noktaya çıkınca sizi eşsiz bir manzara bekliyor olacak. Cafe ve restoranı ayrıca seyir terasının da bulunduğu bu tepede geçireceğiniz zamanlar hiç bitmesin isteyeceksiniz.



White Restaurant:


Buranın en güzel yanı ilginç mimarisi. Ters ev şeklinde inşa edilen binanın iç dekorasyonu da aynı şekilde ters yapılmış. Batum'u ziyaret eden herkesin mutlaka gidip fotoğraf çektirdiği gözde mekanlardan biri diyebilirim.

Batum'da Ne Yenir?

Batum'a gidip de ünlü Gürcü yemeklerinin tadına bakmadan dönmek olmazdı. Biz de çeşidi bol Gürcü mutfağının en çok merak ettiğimiz tatlarından biri olan Haçapuri'yi deneyelim dedik.


Haçapuri, ortasında yumurta sarısı olan bol peynirli ve tereyağlı bir pide çeşididir. Önce pidenin yanında ikram edilen küçük tereyağıyla pidenin etrafı yumuşatılır sonra da pidenin kenarlarından yavaşça koparılıp ortasında bulunan yumurta sarısı ve bol tereyağlı peynir sosuna batırılarak afiyetle yenir. İlk başta tadı biraz garip gelse de yavaş yavaş damak tadınız bu lezzete alışıveriyor.

Batum'da Döviz Temini


Batum'da gezerken bir çok yerde döviz büroları bulmak mümkün. Yanınızda nakit para yoksa onun için de endişelenmenize gerek yok. Batum'da İş Bankası, Ziraat Bankası ve Halkbank şubeleri mevcut. Hesabınızdaki parayı komisyon ücreti ödemeden Lari cinsinden rahatlıkla çekebiliyorsunuz.



Batum'da Ulaşım


Ulaşım açısından da oldukça rahat bir şehir olan Batum'u şehir içi otobüs ve dolmuşlarla taksiye binmeden rahatlıkla gezmeniz mümkün. Üstelik 0,75 Lari'ye aldığınız otobüs biletini iki binişlik kullanıyorsunuz. Dolmuş ise 1,5 Lari! (Bizim paramızı yaklaşık olarak 1,5'e çarparsanız yaklaşık bir hesaplama yapabilirsiniz.)

Batum'da Alışveriş

Şehrin çoğu yerinde bulunan alışveriş merkezlerinde aradığınız bir çok ürünü rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Batum Mall ve Cafeffoursa bizim uğradığımız AVM ve süpermerketlerden.

Batum'da İletişim

Batum'a girer girmez telefon şebekeleri kesildiği için gezeceğiniz yerlerin konumunu önceden haritada işaretlemeniz size büyük bir kolaylık sağlayacaktır. Şehrin hemen hemen her mağazasında, restoranında, turistik mekanlarında ve alışveriş merkezlerinde size sunulan ücretsiz wifi hizmeti de bu anlamda işinizi bir hayli kolaylaştırıyor zaten.

Batum'a Nasıl Gidilir?

Batum'u gezmek için pasaport ya da vizeye gerek duymadan sadece kimliğinizle sınır kapısından geçiş yapabiliyorsunuz. Eğer devlet memuruysanız kurumunuzdan almış olduğunuz izin belgesini de mutlaka yanınızda götürmeniz lazım. Yurt dışına çıkış harcı ise kişi başı 15 tl.

Batum son yıllarda Karadeniz'in en gözde tatil rotalarından birisi oldu. Eğer hâlâ Batum'u görmediyseniz bahaneleri bir kenara bırakın ve bir hafta sonu mutlaka rotanızı Karadeniz'e çevirin.


Günübirlik gezimizin sonuna gelmenin hüznü ve yürümekten yorulmuş ama günün her anını doyasıya yaşamış olmanın verdiği mutlulukla Batum'a veda ederken seneye bir daha gitmenin hayaliyle sınır kapısından çıkış yaptık.


Sevgiler!
@mrsgoksin

Hiç dinmeyen yağmuru, bol bol yeşilliği ve sürekli sağa sola kıvrılan dağ manzaraları ile yeniden Karadeniz yollarındaydık bu bayram. 🍃🌳

İlk durağımız her Karadeniz gezimizde mutlaka gittiğimiz Ayder Yaylasıydı. Daha önceki yazılarımda Ayder Yaylasından ve orada neler yaptığımızdan bahsetmiştim sizlere. Okumak isteyenler şuraya tıklayabilir.

Ayder Yaylasında geçirdiğimiz 2 günlük çadır maceramızın ardından Karadeniz'e geçen gelişimizde gitmeye fırsat bulamadığımız ama bir o kadar da merak ettiğimiz Borçka/Karagöl'e gitmek için yollara düştük.



Dağları birbirinden ayıran güzel vadilerin kenarlarından geçip yol boyunca karşımıza çıkan taş köprüleri seyredip buz gibi akan şelalelerin tadını çıkara çıkara yemyeşil ve daracık yolları takip ederek Karagöl'e ulaştık. 🏞



Karagöl bu güne kadar gördüğüm en güzel  yeşil alanlardan birisi. Muhteşem güzellikteki bitki çeşitliliği, el değmemiş doğal güzelliği ve yeşilin bin bir tonu ile adeta büyülüyor sizi. Temiz havayı içinize çekip  ufak ufak yağan yağmurun altında bu mükemmel manzaranın tadını çıkarmak gibisi yok.



Gölün kenarına yapılan kamelyalarda oturup manzaranın tadını çıkarırken çayınızı yudumlayıp temiz havayı bol bol içinize çekebilir ya da gölün ucunda duran iskelede harika fotoğraflar çekip isterseniz orada duran kayıklarla gölü daha yakından gezebilirsiniz.






Sevgiler!
@mrsgoksin

Blogumun 3. yılından kocaman bir merhaba hepinize.🙋🏻

Bu aralar minik, tatlı telaşlarımız yüzünden blogumu ve sizleri ihmal ettiğimin farkındayım.🙈 Ama en kısa zamanda yeni yazılarımla yeniden aranızda olacağım inşallah.😊

Bu yılın benim, aslında bizim için anlamı çok özel. Hem blog serüvenimin hem de evliliğimin 3. yılını bitirmenin mutluluğuna bir de yakında 3 kişi olacağımızı öğrenmenin tarifsiz mutluluğu da eklendi.🙈🤰🏻

O zaman lafı fazla uzatmadan bana en güzel 3 yılımı yaşatan eşime, 3 yıllık blogger serüvenimin bana kazandırdığı güzel kalpli blogger arkadaşlarıma, desteğini hiç bir zaman esirgemeyen aileme ve sevgisini hiç eksik etmeyen dostlarıma teşekkürü borç bilirim.🙏🏻

Bu güzel 3 yılı daha da güzelleştirmek adına da takipçilerimden birine küçük bir çekilişle D&R'dan 50 tl'lik hediye çeki armağan etmek istiyorum.



Katılım şartları;

1- Blogumu izleyiciler kısmından takip ediyor olmak.

2- İnstagram ve Facebook sayfamı takip etmek. (Her sosyal hesap +2 hak)

3- Daha çok katılım olsun diye çekilişi Google plus'da duyurmak. (+1 hak)

4-Yorum kısmına takip ettiğiniz yerleri ve takipçi adınızı yazmak.

Çekilişim 5 Eylül 2017'de saat 21.00'de sona erecek ve kazanan en kısa zamanda açıklanacaktır.

Herkese bol şans dilerim.🙂

Not:Sadece Türkiye'ye gönderim yapabiliyorum.

Sevgiler,
@mrsgoksin

Kurban Bayramı’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyarayım; bu hediye o kadar güzel ve kullanışlı ki, kendinize saklamak isteyebilirsiniz! Derin dondurucular son derece faydalı cihazlar ve özellikle Kurban Bayramı gibi dönemlerde büyük bir sorunu çözüyorlar: Uzun süreli gıda depolama. Geçen bayram bir derin dondurucu kullanmanın ne denli önemli olduğunu anladım, zira etlerimin çoğunu (bozulmasınlar diye) hemen tüketmek, tüketemediklerimi de dağıtmak zorunda kaldım. Buzdolapları uzun süreli gıda depolamak için uygun bir çözüm değil, en fazla bir hafta içinde et tüm tazeliğini yitiriyor, hatta bozulmaya başlıyor.


Derin dondurucular ile böyle tanıştım ve uzun bir araştırmadan sonra, tercihimi yatay derin dondurucu modellerinden yana kullandım. Yatay olmaları kapaklarının üst kısımda olması anlamına geliyor. Bu tasarım son derece kullanışlı ve pratik: Muazzam bir kullanım rahatlığı ve depolama alanı yaratıyor. Marka konusunda seçim yaparken hiç tereddüt etmedim ve Uğur Soğutma markasını seçtim. Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma, 63 yıldan bu yana piyasadaki en kaliteli ve en sağlam derin dondurucuları üretiyor. Renk konusunda beyaz ile sınırlı olduğumu düşünüyordum ancak şaşırtıcı bir şekilde çok sayıda renk seçeneğim olduğunu fark ettim. UED 210 A++ isimli model, birden fazla renk seçeneği içeriyor ve ben en çok mor ile gümüş renklerini beğendim. Açıkçası halen karar vermiş değilim ama mor rengi seçecek gibiyim – çok şık duruyor!

 

Tek özelliği şık durması değil elbette, 190 litre iç hacmi var ve emin olun sadece sizin değil, tüm akrabalarınızın gıdalarını depolamak için fazlasıyla yetiyor! UED 210 A++ enerji sınıfına giren bir model, yani hemen hiç enerji harcamıyor ve elektrik faturasının artmasına neden olmuyor. Dolap içi LED aydınlatma sistemi ve elektrik kesilse bile 48 saat boyunca gıdaları korumaya devam etmesi, sevdiğim diğer özellikler arasında yer alıyor. Bu yılki etleri bir sonraki bayrama dek ilk günkü tazelikleri ile depolamaya kararlıyım: UED 210 A++ derin dondurucu sayesinde bu mümkün oluyor! Satın almak isteyenler için bir ipucu da vereyim: http://satis.ugur.com.tr adresinden sipariş verir ve satın alma işlemleri sırasında UGURGUMUS veya UGURMOR indirim kodunu kullanırsanız, ekstra %5 indirim elde ediyorsunuz. Kampanya hakkında detaylı bilgi için BURAYA tıklayabilirsiniz.

                                        
Bir boomads advertorial içeriğidir.



Mis kokulu günaydınlar herkese 🙋🏻

Konya'dan Isparta istikametine giderken güzergahımız üzerinde lavanta üretimi ve satışı yapan köylerin olduğundan bir süredir haberdar olan ben, instagram'dan da takip ettiğim @lavanta_uretimi_ve_satis sayfasının mor rengine boyanmış profilini de gördükten sonra bu köye gidip mis kokulu lavantalara kavuşmadan yapamadım. 🙈


Yapılan yeni yollar yüzünden güzergahı bulmakta biraz zorlansak da yol üzerinde gördüğümüz yer yer serpilmiş lavantalar ve o muhteşem kokuları bize doğru yolda olduğumuzu söylüyordu sanki.

Böyle yerlere ne zaman gitsem arkadaşlarımın bana her fırsatta söylemekten bıkmadığı bir söz gelir aklıma. 😊 ''Böyle yerleri nerden buluyorsun?'' Farklı yerler görmeyi, gezmeyi, keşfetmeyi seviyorum. Bu yüzden tüm yıl tatilde nereye gidebiliriz diye kafamda kurup duruyorum hep.💭 Tatil bizim için hiç bir zaman 5 yıldızlı bir otel ya da sürekli denize girebileceğimiz bir sahil kenarı olmadı. Bu konuda eşim de benimle aynı düşüncede olduğu için çok şanslı hissediyorum kendimi. 

Karışık bir yolun sonunda köy meydanına ulaşınca köyün marketi karşılıyor hemen sizi.🙏🏻


Bu markette birbirinden güzel lavantalı ürünler bulabiliyorsunuz. Peki neler mi vardı markette?
Lavanta taçları, lavanta buketleri, lavanta lokumu, lavanta kokulu deodorantlar ve parfümler, kolonyalar, sabunlar, lavanta çayı ve üstünde lavanta köyü yazan harika el yapımı magnetler.😊 Özellikle lavantali dondurmasını yemeden dönmeyin derim.😉🍦


Köyün iç kısımlarına doğru ilerledikçe yolun kenarlarına kurulan tezgahlarda mor renkli ve mis kokulu ürünlerini sergileyen birbirinden tatlı teyzeler karşılıyor sizi. Hepsi birbirinden tatlı, sevecen ve misafirperver. 

Dayanamayıp bir kaç tezgahtan alışveriş yaptıktan sonra köyün üst mevkindeki lavanta bahçelerine de çıkalım dedik. Öyle bir yer ki vaktin nasıl geçtiğini anlamadığınız, fotoğraf çekmeye doyamadığınız, morun en güzel tonları arasında sevimli kelebeklerin danslarını izlediğiniz, lavanta kokulu hayallere daldığınız ve bırakıp gitmek istemeyeceğiniz türden.😊


''Issız tepelerde güneşe bakıp saati tahmin etsem, haberim olmasa hiç perşembeden, pazartesiden...'' 


Yavaş yavaş gitme vakti geldiğindeyse ayaklarınız geri geri gitmeye başlarken şöyle bir arkanızı dönüp son bir kez lavantaların harika kokusunu içinize çekip, kendinize seneye yeniden gelme sözü vererek mis kokulu lavanta ürünlerinizle dolu arabanıza binip bu mor köyü ardınızda bırakıyorsunuz. 💭💜

Hoşça kal Lavanta Kokulu Köy. 🙋🏻
Seneye yine görüşmek üzere... 😉

@mrsgoksin