Doctor Who

Leave a Comment
Yabancı dizileri oldum olası sevmişimdir. Ama bunların içinde öyle bir dizi var ki günler boyunca hiç bıkmadan izleyebildiğim, izleyemediğim zamanlarda yeni bölümün heyecanıyla düşüncelere daldığım bir dizi; 

Doctor Who


Doctor'u bu kadar eğlenceli kılan bütün bu çılgın bilim kurgu olayları sürerken, ortada bir takım gerçeklerin de olması diye düşünüyorum. Uzayda ve zamanda yolculuk, rejenerasyon bunlar hep Doctor Who'nun önemli temalarından. Doctor Who izlemek, farklı dünyalara kapı açmak gibi. Hiç bitmesini istemediğiniz, zamanın kontrolünü yitirdiğiniz anlar :)

 Peki kim bu Doctor?

Doctor, Gallifrey gezegeninden gelmektedir ve bir Zaman Lordu'dur (Time Lord). Zaman Lordları ve azılı düşmanları Dalekler arasında gerçekleşen ''Son Büyük Zaman Savaşı'' (The Last Great Time War) her iki ırkın da sonunu getirmiş, bu savaşta hayatta kalmayı başaran Doctor, Tardis ile kaçmayı başarıp büyük serüvenine başlamıştır.

Doctor dışarıdan 1950'lerden kalma bir polis kulübesi gibi görünen, Tardis adındaki, bilince sahip, zamanda ve uzayda yolculuk edebilen bir uzay gemisiyle evreni araştırır. Tabi ki yol arkadaşlarını da unutmamak gerekir. Doctorun yol arkadaşları genellikle bayanlardan oluşuyor. Hepsi dik başlı, kendine güvenen, cesur, inatçı tipler. Doctor'un en sevdiğim yol arkadaşları Amy Pond ve Clara Oswald. Tabi doctorun eşi River Song'u unutmamak lazım.












Tardis

Tardis, Doctor Who'nun zamanda ve uzayda seyahat etmesini sağlayan bir zaman makinesi. Tardis biraz İngiliz işi. Bir polis telefon kulübesi. Zamanla yani dizi ilerledikçe Tardis'in bukalemun devresinde çıkan bir arıza sonsuza kadar bir polis kulübesi olarak kalmasına neden oluyor.

Doctor Who'yu izlemiş her çocuk ve yetişkine acayip şekilde çekici gelen Tardis için söylenen tek bir cümle bence ''İçi, dışından daha büyük.'' Doctor'un bir çok takım arkadaşını tanıdık. Tardis'e giriyorlar, içeri bakıyorlar, sonra dışarı çıkıp etrafında dolaşarak geri kalanının nerede olduğunu merak ediyorlar.

Tardis'in çevresiyle uyum içinde olması için istediği şekle bürünebilmek gibi bir yeteneği var. Aynı zamanda da görünmezlik özelliği. Tardis'in kapısından geçmek sizi evrenin bambaşka bir köşesine ışınlıyor.

Zaman Yolculuğu
Geleceğe gitmenin yanı sıra Doctor Who ve takım arkadaşları geçmiş zamana da seyahat edebiliyorlar. Ancak düşününce, geçmiş zamana gitmek bir çeşit paradoksa sebep olacak ve orada yaptığınız her şey geleceğinizi etkileyecek. Bunların hepsi harikulade şeyler. Geçmiş zamana gidip ölmesi gereken bir kişinin hayatını kurtardığınızı düşünün. Peki şimdi ne olacak?

Rejenerasyon
Doctor'un en önemli özelliklerinden biri rejenerasyon geçirebilmesi. Birden bire başka birine dönüştüğünüzü hayal edin. Sesiniz, görünümünüz, kişiliğiniz.. her şeyin değiştiğini. Tıpkı aynadaki bir buğu gibi.. Her şey birden bire yok olması..

Ama zaman değişiyor ve Doctor'un da değişmesi, zamana ayak uydurması gerekiyor. Biraz düşünürsek aslında hepimiz değişiriz. Bütün hayatımız boyunca bambaşka insanlarızdır. Bu aslında iyi bir şey.. Herkes bir şekilde yoluna devam etmeyi öğreniyor. Önceden yaşadığı anıları, hayatına giren bütün insanları hatırladığı sürece devam etme gücünü bulabiliyor..

Başrol oyuncusunun her sezon değişmesi dizinin büyüsünü bozmaz mı diye düşünüyorsunuz belki. Ama hiç bir şey düşündüğünüz gibi olmuyor. Doctor Who'da başrol oyuncusunun sürekli değişmesi aslında dizinin uzun yıllar boyunca devam edebilmesinin en büyük nedeni. Anlayacağınız sürekli değişen bir karakter Doctor. O yüzden izleyenler bir karakterin hikayesini izlerken aslında bir sürü karakterin hikayesini izlemiş oluyorlar. Her Doctor özünde aynı olsa da farklı karakterlerde farklı özellikleri olan bir çok Doctor tanıyoruz dizi boyunca. Benim şu ana kadar en sevdiğim Doctor karakteri Matt Smith. Farklı, hareketli kişiliği ile dikkat çekiyor. Değişken, dahi, eğlenceli, korumacı bir doctor karakteri.


Uzaylılar


Doctor Who'nun merkezinde evrenin egzotik yaşam formlarıyla dolu olduğu fikri var. Gerçekten de Doctor'un maceralarını izlerken buna tanıklık ediyoruz. Doctor Who'da dünya sürekli işgal halinde. Tabiki Doctor da her zaman günü kurtarmak için orada oluyor.

 Doctor'un en büyük düşmanları Dalekler. Bir Doctor Who hayranı olarak her zaman en sevdiğim yaratıkların Dalekler olduğunu söylerim. Bütün bilim kurgu yapıtlarında daha başarılı yaratıklar olmamıştır herhalde. Herkes Dalekleri seviyor. Bu inanılmaz bir şey :)

 Dizide beni en çok ürküten yaratıklar ise Ağlayan Melekler (Weeping Angel). Evrenin kendisi kadar eski olan bu yaratıklar, kurbanlarını bir dokunuşla geçmişe gönderiyor ve onların potansiyel zaman enerjilerinden besleniyor. Weeping Angel göz kırpması kadar kısa bir sürede size yaklaşabilir. Doctor'un söylediği gibi; ''Don't blink! Don't even blink! Blink and you're dead. They're fast. Don't turn your back. Don't look away and don't blink. Good luck!''


Gelelim Doctor'un kullandığı aletlere;
Doctor'un her an yanında taşıdığı, olmazsa olmazıdır Sonik Tornavida. Onunla bir kapıyı açabilir, tıbbi taramalar yapabilir, çalışmayan şeyleri onarabilir..


Doctor Who, dünyanın en uzun soluklu bilim kurgu dizisi olarak Guinness Rekorlar kitabına girmiştir. 1950'li yıllardan günümüze kadar gelebilmesi mükemmel bir şey bence. Bu da dizinin ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesi. Herkes Doctor Who izlemeli bence :)















Sevgiler,
@mrsgoksin