Bu aralar kutlayacak çok şeyimiz oldu. Şimdi de sıra blogumun 1. yaşında :)

Bundan tam 1 yıl önce, uzun süredir aklımda olan blogumu açmaya karar verdim ama o kadar heyecanlıydım ki, ilk yazım'ı blogumu açtıktan iki gün sonra yayınlayabildim. Bu andan itibaren Blogger maceram resmi olarak başlamış oldu :)

Başlarda acemiydim evet. Bana çok yabancı gelen kodlar, şablonlar zamanla günlük hayatımın bir parçası haline gelmeye başladı. Çoğu şeyi deneme-yanılma yoluyla ya da başka blogların yardımlarıyla öğrendim.

Yazdığım sürece yeni bloglar keşfettim. Okudum, araştırdım, denedim, öğrendim ve sevdiğim şeyleri sizlerle paylaştım. Bu blogun bana kazandırdığı o kadar çok şey var ki.. ve ben bu durumdan çok memnunum :)

Blogum 1 yılda tam 20.000 sayfa görüntüleme aldı. Bu benim için harika bir sayı. Blogumu takip ederek bana destek olan, yazdıklarımı merak edip okuyan, beğenen, paylaşan, ilham alan, yorum yapan herkese çok teşekkür ederim.

Her gün hangi şehirlerden ya da ülkelerden ziyaret aldığıma bakınca 1 yılda ne kadar çok yol katettiğimi görüyorum..

Bana ve bloguma değer veren kişilerle birlikte daha nice güzel yıllar görmek dileğiyle..

Sevgiler,
@mrsgoksin


Boyamanın yaşı mı olurmuş? derdim hep. Sonunda birileri sesimi duydu galiba :)

Bu gün size büyükler için hazırlanmış boyama kitabından, Esrarengiz Bahçe'den söz etmek istiyorum.

Kitabın çizeri Johanna Basford, Esrarengiz Bahçe'yi İskoçya'nın bitki örtüsünden ilham alarak çizmiş. Kitap son zamanların en gözde etkinliklerinden biri oldu ve dünya çapında 1 milyon satış yaptı. Hemen hemen her ülkede basıldı ve sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı.

Kitabı aldığımdan beri hangi boyaları kullanmalıyım diye düşünüp durdum hep. Bu konuda çok fazla öneri var çünkü. Bence herkes kendi zevkine göre boyamalı kitabı. Çünkü herkesin yeteneği doğrultusunda tercih edeceği boyalar çok farklı olabiliyor. Ama genel olarak Faber Castel'in çift taraflı kuru boyaları ve keçeli kalemleri kullanıyor.

Aldığım boyalara gelince;

Keçeli Kalemler


















Keçeli kalemlerin uçları ince olduğu için ayrıntıları boyarken büyük bir kolaylık sağlıyor. Ben Faber Castell'in 33'lü keçeli kalemlerini tercih ettim. Kapakları iç içe geçebiliyor ve renk seçeneği çok fazla. Ama kalemler biraz kaygan o yüzden boyarken biraz sağlam tutmak gerekiyor.

Boyarken keçeli kalemlerin arka sayfalara bulaştığını söyleyen çok kişi var. Ama ben böyle bir sıkıntı yaşamadım şimdiye kadar.

Kuru Boyalar

Faber Castell 'in çift taraflı kuru boyalarından alacaktım aslında ama bulamayınca metal kutu içinde satılan 36'lı kuru boyaları tercih ettim. Kitabın kağıt kalitesi biraz farklı olduğu için boyarken renk vermez diye endişeleniyordum ama düşündüğüm gibi olmadı :)

















Kitabın ince ayrıntılarla dolu olması bazen gözlerimi yorsa da, fonda güzel bir müzik, bir fincan kahve ve boyama yapacağım rahat bir yer bütün yorgunluğumu alıveriyor. İşte size harika bir terapi. Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız..



Sevgiler,
Mrs.Goksin











 Bu aralar Oreo'ya aşırı bir ilgim var. Her ne kadar görünüşü Negro'yu andırsa da bence tadı Negro'ya kıyasla daha hafif. Geçenlerde Oreo'yu başka nasıl değerlendirebilirim derken internette enfes bir kek tarif gördüm ve hemen kolları sıvadım. Sonuç ise bir harika..
Denemek isteyenler için;

Malzemeler:
2 yumurta
1 su bardağının 4/3 ü kadar şeker
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı süt
2 yemek kaşığı kakao
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 su bardağı un
3 parça çikolata
1 paket Oreo

Yapılışı:
Bir kaba önce yumurta ve şekeri ekleyip güzelce karıştırıyoruz. Üzerine sıvı yağ ve sütü ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Kakao, vanilya ve kabartma tozunu ekledikten sonra unu yavaş yavaş karışımın içine ekliyoruz. Güzelce çırptıktan sonra içine çikolata parçalarını ekleyip biraz daha karıştıyoruz. Pişireceğimiz kabı (yapışmaması için) güzelce yağladıktan sonra karışımı kabın içine döküyoruz. Elimizle parçalara böldüğümüz oreoları kekin üzerine gelişigüzel yerleştiriyoruz. İşte bu kadar..  180-200 derecede önceden ısıtılmış fırınımızda 30 dk pişmeye bırakıyoruz. Afiyet olsun :)












Sevgiler,
Mrs.Goksin

Harika bir görsel paylaşım sitesi olan Pinterest'le belki bir çoğunuz henüz tanışmamıştır.

Bu ara çoğu kişinin merak ettiği bir uygulama olan Pinterest, Mart 2010 tarihinde kurulan bir görsel paylaşım sitesidir. Site ilk kurulduğunda sadece fotoğrafların olduğu bir siteyken çeşitli güncellemeler sayesinde artık video paylaşımları da mümkün hale geldi. Sitede ilgi alanlarınıza göre panolar oluşturup seçtiğiniz fotoğrafları bu panolara ekleyebiliyorsunuz. Aradığınız resimleri Hastagler ve anahtar sözcüklerle bulmanızı sağlayan arama butonu resimlere ulaşmanızda size kolaylık sağlıyor. Bir kelime ile binlerce fotoğrafa anında ulaşabiliyor ve kendi panonuza Pin'leyebiliyorsunuz. Öyle güzel, yaratıcı kareler var ki baktıkça hem içiniz açılıyor hem de size harika fikirler sunuyor.

Panolarınıza topladığınız resimlerle ülkenin her kesimindeki Pinterest kullanıcılarına ulaşabiliyorsunuz ve birbirinizden esinlenme fırsatı yakalıyorsunuz. Pinterest'te yine @mrsgoksin kullanıcı adıyla beni bulabilir, seçtiğim resimlere bakabilirsiniz. Siz de seçtiğiniz resimlerle kendi arşivinizi oluşturmaya başlamak istiyorsanız tek yapmanız gereken akıllı telefonunuza uygulamayı indirdikten sonra kendinize ait bir kullanıcı adı belirlemek. Arada sırada benim sayfama uğramayı da unutmayın. Hem aramızda bir Pin'in lafı mı olur? :)

Sevgiler,
@mrsgoksin