Bir Küçük Mavi Mutluluk

Leave a Comment

Ne güzeldir çocukluk arkadaşının yıllar sonra bile yanında olması. Paylaşılan her şeyin yıllar geçtikçe daha güzel bir anlam kazanması...

Bu değerli anlara eklediğimiz en taze, en yeni mutluluğu anlatmak istiyorum bu gün sizlere. Hem ne demişler, mutluluk paylaştıkça çoğalır.

Aralık'ın 10'unda erkenden başladı günümüz. O gece heyecandan uyuyamayan, kafasında o günü defalarca yaşayan tatlı gelinimiz pek bi telaşlıydı. Benim görevim ise onu sakinleştirip her şeyin sıkıntısız bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktı.

Nişanı çok önceden planlamıştık Necla'yla. Masa düzeni, ikramlar, hediyeler, kıyafetler, duvara asılacak süsler ve konsept hakkında uzun uzun konuşmalarımız olmuştu bu süreçte. Necla konsept rengini mavi olarak seçmişti. Bu yüzden her ayrıntıyı mavi ve maviye yakışan renklerle tasarladık.


Misafirlere verilecek pasta, börek, sarma, içli köfte ve diğer ikramlar bir gün önceden hazırlanmıştı. Özel olarak Mado'ya yaptırdığımız gelin-damat figürlü tasarım kurabiyeler, mavi makaronlar ve nişan pastası masanın en gözde ikramlarındandı. Ayrıca instagram'daki "birtabakmutluluk" sayfasından sipariş ettiğimiz üstü fiyonk şeklindeki mavi lokumlar da çok beğenildi.



Nişandan iki hafta önce benimle iletişime geçen Derya, Necla ve Furkan'a çiçek göndermek istediğini söylediğinde pek bir mutlu olmuştum. Kuaföre gitmeden önce bir kaç eksiği halletmek için dışarı çıkmıştık Necla'yla. Eve geldiğimizde ona çiçek geldiğini öğrenen Necla önce çiçeğe bir anlam veremeyip yanlış gelmiştir diye telaşlanmaya başladı. Onu yönlendirmem gerektiğini farkettim. "Aa bak kart varmış içinde açsana bakalım kim göndermiş?." deyip kartı eline uzattım. Kartı okurken yüzündeki ifadeyi görebilseydiniz keşke. O telaşlı, stresli hali gitmiş yerini duygusal ve şaşkın bir ifadeye bırakmıştı. O zaman benim bildiğimden haberi yoktu tabi. O sonranın haberiydi.

Dış mekan çekimi olacağı için biraz erken gitmiştik kuaföre. Önce saçı sonra da makyajı yapıldı Necla'nın. O Furkan'ı beklerken anılarım canlandı birden gözümde. O koşuşturma, o stres geçmişte kalalı ne çok zaman geçmiş meğer. Şimdi iki buçuk yıllık evliyim ve en yakın arkadaşımın en özel gününe hazırlanmasına yardımcı oluyorum.

Furkan arabayla bizi aldıktan sonra, buz gibi havaya rağmen, bir saatlik güzel bir çekim gerçekleştirdik. Bu mevsimin en sevdiğim yanı her parkın, her caddenin dökülen sapsarı yapraklarla kaplanmış olması. Biz de mevsimin bize sunduğu bu eşsiz renklerden faydalanıp çekime farklı ve güzel bir hava kattık.


Çekim biter bitmez eve doğru yola koyulduk. Herkes telaşla hazırlıkları tamamlamak için uğraşıyordu. Masa düzeni ve süslemelerin yerleştirilmesi bana aitti.

El birliğiyle kapıdaki süslemelerin ve balonların yerleşimini hallettik önce. O arada masadaki ikramları, mumları ve çiçekleri yerleştirdim. Nişandan bir kaç gün önce eve giren uğur böceğini de masanın en güzel köşesinde konuk edecektik. Bütün gözler masada olacağı için bir de ayna koyalım masaya diye konuşmuştuk Necla'yla. Kim nasıl bakarsa öyle görsün diye. Son olarak Necla'nın el emeği nişan tepsisini de yerleştirdik masaya.


Hazırlıklar sona erince hazırlanma telaşı sardı hepimizi. En güzel kıyafetlerimizi giyip damat tarafının yolunu gözlemeye başladık. Ortada telaşlı ve heyecandan kalbi güm güm atarak dolanan tatlı gelinimizi sakinleştirmeye çalışmak tabiki de çok zordu. Aslında onun her ânı doyasıya yaşamasını istiyordum. O yüzden çok fazla müdahale etmeyip uzaktan göz ucuyla takip ediyordum sadece.

Kapı çaldığında herkes yerini almıştı. Onlar misafirleri karşılarken, ben de video çekiyordum. Çiçek, çikolata, 2 tepsi baklava, bir kaç büyük hediye, üstü tüller ve çiçeklerle süslenmiş şirin bir valiz ve beyaz bir sandık getirmişlerdi Necla'ya.


Çiçek ve çikolatayı alıp salonda güzel bir köşeye bıraktım hemen. Salon tıklım tıklım dolmuş, sohpet başlamıştı. O arada kahvelerin yapımına başladık bir kaç tatlı bayanla. Mutfaktaki herkes içten ve organize bir şekide her şeyin mükemmel olması için uğraşıyordu.

Furkan'ın kahvesini en sona bırakmıştık. Necla'nın isteğiyle tuz yerine bol şekerli bir kahve pişirdim. Ee bu kadar tatlı bir geline de tatlı bir kahve ikramı yakışırdı.

Furkan'ın kahvesini Necla'ya verip neler olacağını görmek için bi köşeye çekildim. O kadar heyecanlıydı ki kahveyi ikram ederken fotoğraf çekinmeyi unutmuştu. Hemen seslendim arkasından. Bir kaç fotoğraf çektik.


İstemenin ardından dua okundu ve yüzükler takıldı. O sırada Necla'nın babası Atilla amcanın gözünden akan yaşlar hepimizi duygulandırdı.


Pasta henüz gelmemişti o yüzden ikramları dağıtmaya karar verdik. Bir süre tabak alış verişi yaşandı mutfakta. Bir yandan tabakların eksikleri var mı diye bakıp diğer yandan içecek servisiyle ilgileniyordum. Tabaklar toparlandıktan  hemen sonra gelen nişan pastasını masaya yerleştirdik ve fotoğraf çekimi için genç çifti masaya davet ettik.

Uzun süre flaşlar patladı ve herkes sırayla o karede yerini aldı. O kadar kalabalıktı ki acaba bize ne zaman sıra gelir diye düşünürken Necla'nın sesini duydum uzaktan. Fırsat bu fırsat eşimi çağırıp geçiverdim arkadaşımın yanına. Herkesin sana bakması, seni çekmesi ne kadar farklı bir duygu yaşayan herkes bilir.Umarım güzel çıkmışızdır deyip sıramızı başkalarına verirken, herkesin yüzündeki o tebessümü görüp de mutlu olmamak elde değildi.


Fotoğraf çekiminin ardından pasta servisi başladı. Bazı misafirler yavaş yavaş gidiş yolunu tutmuşlardı bile. Fırsat bulup nihayet oturabilmenin mutluluğunu ise nasıl anlatsam bilmiyorum.

Her ânı içimize sinen, mutlu ve güzel bir akşam olmuştu herkes için. Evlilik yolunda attıkları bu ilk adım için Necla ve Furkan'ı tebrik ediyor, bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Darısı düğüne...
@mrsgoksin